Eniyihekim.com

Uzm.Dr. Senem Turan Akdağ

Hasta Değerlendirmeleri + Bu Doktora Yorum Yazın
İş bu sayfada yer alan yorumlar, ilgili doktorun doğrudan veya dolaylı emri, talebi ve/veya ricası olmaksızın, ilgili hasta tarafından bağımsız olarak yazılmaktadır. Bu web sitesinin temel amacı sağlık alanında kamuoyunun daha iyi bilgilenmesini sağlamaktır. Eniyihekim.com bir başvuru hizmeti değildir ve herhangi bir Sağlık Hizmeti Sağlayıcısını tavsiye etmemektedir veya desteklememektedir.
Doktor hakkında toplam 13 yorum bulunmaktadır.
  • BULUT S. tarafından:
    Çocuk psikiyatristi uzmanı olmayanlarla bugüne kadar geçirdiğimiz zamana çok üzülüyorum. Oğluma sihirli değnek dokundu sanki. İkinci dönemin ortasından sonra oğlum sınıfta,okulda ve kendi çervesinde çok ilerleme kaydetti.Olumlu gelişmeleri duymak veli olarak gurur kaynağım oldu. Doktor Hanımın ve ortamının insanı bir anda saran sıcaklığını görmeniz ve hissetmeniz gerekir diye düşünüyorum.Yüzünüz hep gülsün Senem Hanım.Teşekkürler.
  • İLKAY ÖZEK tarafından:
    çocuğumuzun çok hareketli oluşundan ve hiperaktivitemidir düşüncesiyle yardımcı olmasını istemiştik allah razı olsun burada bakmam lazım deseydi götürecektik .Çünkü çocugumuzun çok hareketli oluşu cevresiyel oyun oynamayışı bizi korkutmuştu...Onunla konuşmamız bile bize yetti....başka doktor aramayın derim ben....
  • S.KARATAŞ tarafından:
    Kızımın bitanecik senem ablası Kafamda soru işaretleri ile görüşmeye gittim.Ama o bütün soru işaretleri ilk görüşmeden sonra yerini mutluluk ve rahatlamaya bıraktığını gördüm.Kızımın doktoru değil sanki bizim bir aile dostumuz,bir akrabamız gibi bizden biri gibi hissetmemize, ilgi ve alakasıyla nazik tavırlarıyla içten ve samimi diliyle güler yüzüyle kızımın tedavisinde olumlu sonuç almayı ve katettiğimiz mesafeyi gördüm.Çocuğumun geleceği konusunda rahatlamamızı sağladı.Her ailenin çocuğunu gönül rahatlığıyla emanet edebileceği, güvenebileceği bir doktor olduğunu düşünüyorum.Nezaketi ve yardımlarından dolayı senem turan akdağ'a teşekkürlerimi iletiyorum...:))
  • S.KARATAŞ tarafından:
    Kızımın bitanecik senem ablası Kafamda soru işaretleri ile görüşmeye gittim.Ama o bütün soru işaretleri ilk görüşmeden sonra yerini mutluluk ve rahatlamaya bıraktığını gördüm.Kızımın doktoru değil sanki bizim bir aile dostumuz,bir akrabamız gibi bizden biri gibi hissetmemize, ilgi ve alakasıyla nazik tavırlarıyla içten ve samimi diliyle güler yüzüyle kızımın tedavisinde olumlu sonuç almamızı ve katettiğimiz mesafeyi gördüm.Çocuğumun geleceği konusunda rahatlamamızı sağladı.Her ailenin çocuğunu gönül rahatlığıyla emanet edebileceği, güvenebileceği bir doktor olduğunu düşünüyorum.Nezaketi ve yardımlarından dolayı senem turan akdağ'a sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum...:))
  • R.Ş. tarafından:
    Muayenehaneye girer girmez Senem Hanım’ın ve ortamın sıcaklığı, sevecenliği , farklılığı ve huzuru sizi hemen sarıyor. Görüşme süresi çok doyurucu. Derdinize derman aramaya gittiğinizde, dermanın bir bölümünün de dertlerimizde olduğunu, anne babanın duyarlı hale gelmesinin önemini bir de doktor hanımın dilinden dinlemenizi tavsiye ederiz. Büyüklere bakan ruh sağlığı doktorları ile çocuğumuz için ne kadar çok zaman kaybettiğimizi anladık. Ayrıca bizim gibi kızı olan aileler için doktor hanımın kendisi zaten başlı başına bir örnek. ŞAHİN AİLESİ.
  • Sibel O. tarafından:
    Beklediğimizin çok üzerinde ilgi ve bilgi gördük. Kızımız sizi çok sevdi ve ilk kez böyle olumlu ayrıldık bir muayenehaneden.Her şey için tekrar teşekkür ederiz doktor hanım.
  • Yeşim K. tarafından:
    Oglumuz sayenizde tekrar sosyal bir kişi oldu.Esim ve ben size minnettariz.iyi ki sizi tanidik.Ankara dan geldik geldigimize de değdi. Kontroller de görüşmek üzere tekrar Teşekkürler.
  • dilek emme tarafından:
    Senem hanim ( kızımın senem ablasi) o gülen yüzünüz , o pozitifliginiz,o enerjiniz ile hayat aslında çok güzelmiş demeyi ogrettiniz. sizinle birlikte birçok şey sanki daha kolay oldu. Size ailem adina çok teşekkür ederim. Iyi ki sizi tanımısiz....
  • füsun arslan tarafından:
    sevecen gözlerinin içi gülen iyi niyetli mükemmel başarılı bir dr iyiki sizi tanımışım oglum sayenizde daha mutlu daha başarılı iyiki varsınız sonsuz teşekkürler............
  • fatma sarikaya tarafından:
    sınava sayılı günler kala sizinle tanışmış olmak bana ve oğluma çok yardımcı oldu onu daha iyi anlamamı sağladınız bir anne olarak size teşekkür ederim
  • Ayfer Bayar Öztürk tarafından:
    Hümanist, etik, güleryüzlü.... Tanışmış , tanımış olmaktan dolayı çok sanslı olduğumu düşünüyor, tanımamış olmaktan dolayı eksiklik hissedilebilecek olağanüstü vicdan sahibi ve bir insanda hele ki bir hekimde bulunması gereken tüm insani özellikleri tek bir bünyede bulunduran nadir insan ve hekimlerden birisi... İyi ki varsınız...
  • Zerrin Buldanlı tarafından:
    Güleryüz, profesyonel yaklaşım, üstün bilgi ve eğitim düzeyi, elit ve mesleki işlevi fevkalâde bir muayenehane ortamı bir arada. TEŞEKKÜRLER DOKTOR SENEM TURAN AKDAĞ.
  • merabameraba tarafından:
    Doktorumuza çok teşekkür ediyoruz.Bence ergenlik dönemi ve sınav arifesindeki bütün çocukların takibi sağlıklı nesillerin yetişmesi için gerekli. İyiki varsın Senem hanım. Tekrar teşekkürler...
Doktor hakkında toplam 13 yorum bulunmaktadır.
Doğum Tarihi :29 Kasım 1976
13 kişi Uzm.Dr. Senem Turan Akdağ için değerlendirme yapmış
Kişisel Web Sitesi :antalyacocukpsikiyatrist.com
  • İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi - TIP EĞİTİMİ
  • İstanbul Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi - TIP EĞİTİMİ
  • Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi - UZMANLIK EĞİTİMİ
Çalıştığı Kurumlar
Senem Turan Akdağ MUAYENEHANESİ, Antalya (Muayenehane)
0– devam (2014 yıl)
Adres : YEŞiLBAHÇE MAH.PORTAKAL ÇİÇEĞİ BULVARI TURUNÇ PLAZA . Kat 1 No : 9
Uzm.Dr. Senem Turan Akdağ randevuları için 444 34 39 numaralı telefonu arayabilirsiniz
Yatak Sayısı : Belirtilmemiş Açılış Yılı : Belirtilmemiş Çalışan Sayısı : Belirtilmemiş
Park Yeri : Var Kurum Tipi : Muayenehane  
Anlaşmalı Kurumlar :
Eğitimi
TIP EĞİTİMİ 1999 - 2001
Mesleki Deneyim
ANTALYA EĞİTİM ve ARAŞTIRMA HASTANESİ (ÇOCUK PSİKİYATRİSTİ)
Ekim 2012 - Ocak 2014
Bilimsel Makaleler
Varenicline-induced Psychosis
Buket Cinemre, MD, Senem Turan Akdag, MD, Ozmen Metin, MD and Ozge Doganavsargil, MD CNS Spectr. 2010;15(7):469-472
ÇOCUK ve ERGENLERDE DEPRESYON
Depresyon, çökkün duygudurum, düşünce – konuşma-fizyolojik işlevlerde yavaşlama, benlik saysında düşme, değersizlik-yetersizlik duyguları, güçsüzlük, isteksizlik, karamsarlık ve umutsuzluk ile karakterize bir durumdur. Çocuk ve ergenlikte depresyonun açık belirtileri nadiren gözlenir. Buna karşın depresyonun eş belirtileri olan kızgınlık, huzursuzluk, davranış sorunları, gerileme davranışları( alt ıslatma, kaka kaçırma vb), uyku bozuklukları, okul başarısızlığı, bedensel yakınmalar gözlenir. Çocuğun hangi belirtileri gösterdiği, belirtilerin şiddeti, stres faktörlerinin özelliğine, çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemine göre değişiklikler gösterir. Bunları bilmek mevcut depresyonu gözden kaçırmamak adına çok önemlidir. Depresyon bebeklikten itibaren görülebilir. Tedavinin planlanması yaş dönemine göre farklılıklar gösterir. Okul öncesi dönemde oyun tedavisi, okul döneminde oyun tedavisi+ ilaçlar, ergenlik çağında psikoterapinin +ilaç tedavisi oldukça etkilidir.
Pedal edema induced by low-dose risperidone monotheraphy in a child.
Pedal edema induced by low-dose risperidone monotheraphy in a child. AuthorsAkdag ST, et al. J Child Adolesc Psychopharmacol. 2009 Aug;19(4):481-2.
DİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU(DEHB)
DEHB çocukluk çağında en sık görülen psikiyatrik bozukluktur. Tedavi edildiğinde belirgin düzelme elde edilmesi, edilmediğinde ise erişkin hayata kadar uzanan ve devam eden pek çok psikiyatrik ve sosyal sorunlara yol açması nedeniyle son yıllarda oldukça dikkat çeken bir konudur. Üç alt grubu vardır: Dikkat eksikliği baskın tip, Hiperaktivite baskın tip, Her iki durumun birden görüldüğü karma tip. Dikkatini uzun süre toplayamama, görev etkinlikleri tamamlamada güçlük, unutkanlık, yerinde duramama, kıpır kıpır olma, dinliyormuş gibi gözükme, sırasını beklemede güçlük, başkalarının sözünü kesip araya girme vb belirtiler görülür. Doğru tanının konması, dikkat problemi yaratabilecek olası farklı durumlardan ayırt edilmesi ve tedavinin ve takibin sağlanması çocuk ya da ergenin ruh sağlığı, kişilik gelişimi ve sosyal uyumu açısından oldukça önemlidir.
OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK( OKB)
Obsesyon ( saplantı) insan zihnine zorla giren, kendisine rahatsızlık verdiği ve kaygı yarattığı halde bilinçli çaba ile bundan kendini kurtaramadığı yineleyen düşünce, dürtü, söz, imgelere denir. Kompulsiyon ise, bu saplantıları kovmak, zihinden atmak, etkisizleştirmek ve yarattığı kaygı hissini azaltmak amacı ile kişinin tekrar tekrar yaptığı hareketlerdir. Obsesyon ve kompulsiyonlar süreklilik kazandığı, kişinin zamanının önemli bir bölümünü meşgul ettiği ve günlük işlevlerini ve ilişkilerini aksattığı takdirde OKB’nin varlığı söz konusu olup , tedavisinde bireysel psikoterapi, ilaç tedavisi, bilişsel davranışçı yaklaşımlar en etkili yöntemlerdir.
UYKU BOZUKLUKLARI
Uyku sağlıklı kişilerde nitelik ve nicelik olarak farklılıklar gösteren, düzenli, tekrarlayan, kolaylıkla geri döndürülebilir dinamik bir süreçtir. Yaş, stres, egzersiz, hastalık, aydınlık-karanlık, cinsiyet gibi faktörler uykunun niteliğini ve kişinin uykuya ihtiyacını belirler. Dolayısıyla ‘’ normal uyku’’ kişiden kişiye değişen bir kavram olarak karşımıza çıkar. Önemli olan kişinin uyandığında kendisini yenilenmiş, dinlenmiş ve zinde hissetmesi, ruhsal ve fiziksel olarak yeni bir güne ya da zaman dilimine hazır olmasıdır. Bu onun iyi bir uyku uyuduğunun en büyük göstergesidir. Uyku bozuklukları değerlendirilirken öykü hem çocuğun kendisinden hem de ailesinden alınmalıdır. Uyku kalitesini, saat üzerinden değerlendirmek doğru ve yeterli değildir. Kişinin önceki dönemlerdeki normal uykusu ile bozukluğun yaşandığı dönemdeki uykuyu karşılaştırmak gerekir. Uyku düzeni, çocuğun yapısından da etkilenir. Bağımlı bağlanma özellikleri gösteren çocuklarda uyku saatlerinde ayrılık kaygısı ortaya çıkabilir. Bu da çocuğun uykuya dalmada ve sürdürmede problem yaşamasına neden olur. Yaşanan ruhsal travmalar( ameliyat, kaza, ölüm, istismar vb) da uyku bozukluğuna ( travmatik olayın tekrar tekrar yaşantılandığı rüyalar, uykuya dalmada ve sürdürmede güçlük vb) neden olabilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların da bebekliklerinden itibaren uyku bozuklukları yaşadıkları bilinmektedir. Uygun tedavi ile bu çocukların uykularında da düzelme sağlanır.Uyku bozukluklarının sebeplerine dair ayırıcı tanı mutlaka yapılmalı, aileye ve çocuğa gerekli bilgilendirme yapılarak alınacak önlemler konusunda önerilerde bulunulmalıdır.
TİK BOZUKLUKLARI
Tik, istem dışı, ritmik olmayan, hızlı, basmakalıp, tekrarlayıcı şekilde bir grup kasın kasılmasıdır. Aniden oluşan hareket ve/veya sestir. Tikler tek ya da başka tiklerle birlikte görülebilir. Kısa bir süre için bastırılabilir. Geçici ya da kalıcı olarak kişinin sosyal, ailesel yaşamını ve okul başarısını olumsuz yönde etkileyebilir. İşlevselliğin bozulma derecesine bağlı olarak tedavi kararı verilir. En sık 7-11 yaş arasında görülür. Erkeklerde kızlardan daha fazladır. Genetik faktörler, orta beyin ve ilişkili yapıların bu bozukluğun ortaya çıkmasında etkili olduğu bilinmektedir. Tourette Sendromu en ağır tik bozukluğudur. Bu bozuklukta vokal ve motor tikler nöbetler halinde olma eğilimindedir. Sıklığı ve şiddeti farlı seyredebilir. Birlikte en sık obsesif kompulsif( saplantı-zorlantı ) bozukluk görülür. Tedavileri uzun süreli olabilir. Bu nedenle düzenli takip ve tedaviye uyum önemlidir.
OTİZM ( YAYGIN GELİŞİMSEL BOZUKLUKLAR)
Otizm kelime anlamı olarak kendi halinde olmak, sosyal etkileşime girmemek olarak tanımlanabilir. Yaygın gelişimsel bozukluklar kapsamı içinde yer alır. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Nöropsikiyatrik hastalık kümesi olarak, sosyal etkileşime girme güçlüğü, dil gelişiminde gerilik, hayali oyun ve taklit beceriksizliği, ısrarlı ve tekrarlayıcı davranışlar, kısıtlı ilgi alanı, dili sosyal anlamda kullanamama ile karakterizedir. Klinik görünüm ve belirtiler çocuğun içinde bulunduğu yaşa ve döneme göre değişiklik gösterir. Bebeklik döneminde normal bebekler gibi ağlamaz, anneye ilgisizdir, gülümseme agulama gibi ses çıkarma yoktur. Genellikle üç yaş öncesinde tanınırlar. Bu çocukların anne-babaları çocuklarının kendilerine gereksinim duymadığını ifade ederler. Kendi halinde, akranlarına ilgi göstermeyen, canları yandığında ya da üzüldüklerinde anne-babaları tarafından rahatlatılmaya ihtiyaç duymayan, sevdikleri-ilgilerini çeken nesneleri ebeveynleriyle paylaşmayan, karşılıklı oyun oynamayan çocuklardır. Unutulmamalıdır ki otistik çocukların hepsi tüm bu belirtileri göstermeyebilir. Otizm diğer yaygın gelişimsel bozukluklardan, selektif mutizm, dil gelişim bozukluğu, zeka geriliği ve tepkisel bağlanma bozukluğundan ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Günümüzde otistik bozukluğun temel tedavisi psikoeğitsel yaklaşımdır. Bu eğitimin mümkün olduğu kadar erken başlaması önemlidir.
DAVRANIŞ BOZUKLUĞU
Davranış bozukluğu(DB), gerek çocuk gerekse ergenlerde oldukça sık görülen , başkalarına zarar verici davranışların yanı sıra, toplumsal kural ve değerlerin sürekli olarak ihlal edildiği bir bozukluktur. İnsanlara, hayvanlara yönelik saldırgan davranışlar, tehdit, hırsızlık, zorbalık, kuralların başkalarını tehlikeye atacak ya da zarara uğratacak şekilde ihlali, özellikle ergenlerde hakaret, kavga çıkarma ve saldırganlık gibi davranışlarla karakterizedir. Kuralların ihlali daha çok okul ve aile çevresinde olup, okuldan ya da evden kaçma, geceyi izinsiz dışarıda geçirme şeklinde görülür. Ailenin düşük sosyoekonomik ve kültürel düzeyi, parçalanmış aile, babanın yokluğu, ailede antisosyal kişilik özellikleri taşıyan bireylerin varlığı, alkol ve madde bağımlılığı, çapraşık aile yapısı risk faktörleri arasındadır. DB gösteren çocuk ve ergenlerde diğer ruhsal bozuklukların ( örneğin depresyon, anne- baba çatışmaları, fiziksel- cinsel taciz, okula başlamak, psikotik bozukluk) varlığı sıktır ve bu yönden mutlaka değerlendirilmelidir.
SELEKTİF MUTİZM
Selektif Mutizm (SM), konuşma becerisinin olmasına rağmen belirli ortam ve durumlarda konuş(a)mama olarak tanımlandığı klinik bir durumdur. Çocuk konuşmayı bütünüyle reddetmez sadece kaygısını artıran birtakım ortamlarda konuşmamayı tercih eder. Genellikle okul öncesi yaşlarda ve kızlarda erkeklerden daha sık gözlenmektedir. Nadir görülen bir bozukluktur. Selektif mutizmi olan çocuklar kendi evlerindeyken ya da kendi anne-baba ve kardeşleriyle birlikteyken normal konuşurlar, iletişim kurarlar ancak okulda, dışarıda, eve misafir hatta akrabaları geldiğinde konuşmazlar. SM’de ayrıca ebeveynlere aşırı bağımlılık, utangaçlık, içe çekilme ve karşı gelme davranışları gözlenebilir. Bu çocuklar öğretmenleri ve arkadaşlarıyla sözel iletişim kuramamaktadır fakat sözel olmayan her türlü aktiviteye katılabilirler ya da bazen bunları da reddedebilirler. Genellikle okula başladıktan sonraki 2 yıl içinde görülür. SM yaşayan çocuklarla ilgili öğretmenlerin yaşadığı en büyük sıkıntı, çocuğun okuma ve anlama becerisini değerlendirmekte yaşadıkları zorlanmadır. Arkadaş ilişkileri alanında yaşadığı zorluk da göz önüne alındığında, çocuk okula gitmek istemeyebilir ya da başarısı olumsuz yönde etkilenebilir. Bazı çocuklar sözel olmayan iletişim yollarını kullanabilir( göz, el , baş hareketleri, yazı ile ya da resim çizerek anlaşma vb). SM konuşma ve dil bozukluğundan çok var olan biyolojik olarak var olan utangaç mizaçla birlikte çevresel faktörlerin etkisiyle ortaya çıkan bir tür kaygı bozukluğu olarak değerlendirilir. Tedavisi takım çalışması gerektirir. Çocuk psikiyatristlerinin yanı sıra öğretmenler, okul rehberlik birimi ve aile önemli yer tutar. İlaç tedavisi ve psikoterapi ( oyun terapisi, aile terapisi, bireysel psikoterapi, davranış terapisi vb) birlikte kullanılır. Çocuk ne kadar küçükse ve okulda konuşmadığı süre ne kadar az ise gidişat (prognoz) o derece olumlu olacaktır. Bu nedenle erken başvuru önemlidir.
BEBEK ve ÇOCUKLARDA BESLENME BOZUKLUKLARI
Bebeklik ve erken çocukluk döneminin beslenme bozuklukları sıklığı giderek artan ancak tedavi edilebilir bir durumdur. Günlük hayatta beslenme bozukluğu terimi ile büyüme gelişme geriliği terimi sıklıkla birbirinin yerine kullanılmaktadır. Beslenme bozukluğu ifadesi, daha çok öğün sırasındaki anne-çocuk ilişkisine ve çocuğun beslenme sürecine karşı sergilediği davranışlara odaklanırken, büyüme gelişme geriliği daha çok çocuğun yaşına göre belirlenmiş standartlara göre büyüme ve gelişmesindeki geri kalmışlığa dikkat çeker. Zaten büyüme ve gelişme geriliği gösteren her bebek ve çocukta beslenme bozukluğu olmayacağı gibi, her beslenme bozukluğu da bebek ve çocukta büyüme gelişme geriliği ile sonuçlanmaz. Beslenmede kilit nokta ebeveyndir. Ebeveynin yaşı, eğitim durumu , ailenin kültürel değerleri beslenmeye ilişkin bilgileri, inançları, düşünce kalıpları çocuğun geliştireceği beslenme davranışını etkileyen faktörlerdir. Bazen ebeveynler çocuğun ihtiyaçları ve becerilerinin farkında olmayarak uygunsuz miktar besini uygunsuz zamanda çocuklarına sunabilmektedirler. Ayrıca ebeveynin kişilik özellikleri, ruhsal durumu, çocuğuna karşı tutumu, aile içi çatışmalar ve tutum farklılıkları da beslenme alışkanlıklarını etkileyen faktörlerdendir. Bu nedenle tedavi sürecinde ebeveynlerin rolleri oldukça önemlidir. Farklı müdahale yöntemleri mevcuttur. Bunların seçimi olguya göre belirlenir. Müdahale yöntemlerinin başarısı, ebeveynlerin kararlılık, tutarlılık ve motivasyonlarına bağlıdır. Tedavi yaklaşımında çocuk psikiyatristi tedaviyi planlayan ve ebeveynlere eğitim veren kişi, ebeveyn ise uygulayıcı konumdadır. Bu anlamda etkin ve uygun işbirliği, tedavinin olmazsa olmazıdır.
RUH SAĞLIĞININ TEMEL KAVRAMI: BAĞLANMA
Bebeklik dönemi olarak tanımlanan 0-2 yaş arası, çocuğun, fiziksel, zihinsel ve duygusal yönlerden en hızlı geliştiği dönemdir. Bu nedenle, bu dönemde çocuğun sadece fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması yeterli değildir. Anne ‘‘yeterince iyi’’ olmalı, yani çocuğunun gereksinimlerinin ne olduğunun farkında olmalı ve yaşadığı endişeleri yatıştırabilmelidir. Bağlanmanın çocuk açısından yaşamsal bir değeri vardır. Bağlanma terimi , bebeklerle anne-babaları ya da bakım verenleri arasında kurulan, duygusal olarak olumlu ve yardım edici bir ilişkinin varlığını ifade eder. İlk yıllarda anne ile kurulan bağ, çocuğun gelecekteki kişiliğinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır Anne-çocuk arasında oluşan karşılıklı sevgi bağının ileri ki yaşantıya olan en büyük katkısı, daha sonra diğer insanlarla kurulan tüm ilişkilerde güven duygusunun oluşmasıdır.İnsan hayatı için bağlanmanın 3 temel işlevi vardır: 1. Dünyayı keşfederken geri dönülebilecek güvenli bir liman olma, 2.Fiziksel gereksinimleri karşılama, 3. Hayata dair bir güvenlik duygusu geliştirebilme şansı. Buna göre; anne tarafından bir ölçüde karşılanan güvenlik duygusu çocuğun dünyayı algılayışını belirler: GÜVENLİ bağlanmaya sahip çocuklar anne giderken normal bir gerilim yaşarlar, anne geri döndüğünde ise mutlu ve sevinçli bir karşılama içine girerler. KARARSIZ bağlanma tarzındaki çocuklar ise anne giderken aşırı bir üzüntü ve ayrılamama davranışı gösterirken, anne geri döndüğünde anneye öfkeli ve reddedicidir. KAÇINGAN çocuklarda ise, ayrılış anı sakin ve neredeyse tepkisizken, buluşma anneyi reddedici ve uzaklaştırıcı özelliktedir. Güvenli bağlanma, duygusal sağlığın bir kaynağı olarak görülür. Çocuğa ‘‘ötekinin’’ onun için orada olacağı ile ilgili güven verir ki, bu da onun ilerleyen yaşamında tatmin edici ilişkiler kurma kapasitesine zemin oluşturur. Güvenli bağlanmaya sahip çocukların anneleri, çocuğun ağlamalarına duyarlı, çabuk güldürebilen, ve de farklı gereksinimlere uygun tepkiler verebilen annelerdir. Kararsız bağlanan çocukların annelerinin ise, genellikle tepkilerinde tutarsız oldukları saptanmıştır. Mesafeli, duygusal olarak zor ulaşılan ve ihmalkar olan annelerin çocuklarının ise kaçıngan bağlanma tarzına sahip oldukları bulunmuştur. BEBEKLİK DÖNEMİNDE BAĞLANMA Bağlanma, her iki tarafın da birbirlerinin gereksinimlerini karşılamasına bağlı olarak gelişen bir süreç olduğu için iki taraflı bir ilişkidir. Bu bağlanmanın oluşmasında sadece annenin ( ya da bakımverenin ) değil bebeğin de bazı davranışları özellikle etkili olur. Bebeğin, anne-babasıyla iletişimde kullandığı ve hayatının ilk dokuz ayında geliştirdiği davranışlara ‘‘ bağlanma davranışları’’ denir.Emme, sokulma/uzanma, bakış, gülümseme, ağlama bebeğin başlıca bağlanma davranışlarıdır. Bağlanma sürecinde yaşanan sorunlar nedeniyle bebeklik-çocukluk döneminde yaşanan ruhsal rahatsızlıklar, genel olarak üç başlık altında toplanır ki, bunlar; 1.Bebeklik depresyonu 2.Ayrılma anksiyetesi bozukluğu 3. Tepkisel bağlanma bozukluğu. ERGENLİK DÖNEMİNDE BAĞLANMA Ergenlik çok önemli bir geçiş dönemidir; bu dönemde çok önemli değişiklikler olur; dolayısıyla bağlanma özellikleri de revizyona uğrar. Ergenlik dönemindeki bağlanmanın diğer yaş gruplarından farklı olan tarafı, baskın sürecin anne babadan ayrılma ve bireyselleşme, aile dışında yeni ilişkiler geliştirmesidir. Erken çocukluk dönemindeki bağlanmanın kalitesi, bu dönemde ergenin akranları ve erişkinlerle sosyal ilişkiler kurma ve geliştirmesi konusunda önemli bir rol oynar. Bu anlamda, ergenlik dönemi bağlanmanın sağlamlaştığı ve pekiştiği bir dönemdir Bağlanma stilleri aynı zamanda ergenlikte psikopatolojiye yol açan faktörlerden bir tanesidir. Kararsız bağlanması olan ergenlerin sorunlarını abartarak ilgi çekmeye çalıştığı, kaçıngan ergenlerin ise, sorunlarını görmezden gelmeye meyilli olduğu belirtilmiştir Anksiyete, depresyon, düşünce bozuklukları ve sosyal kabul görme gereksinimi; kararsız bağlanma tarzına sahip ergenlerde diğer gruplara göre daha çok görülmektedir. Öte yandan davranım bozukluğu, madde kötüye kullanımı ve bunlara bağlı olarak antisosyal kişilik bozukluğu, kaçıngan bağlanma tarzına sahip ergenlerde daha sık görülen psikopatoloji kategorileridir. Bağlanma süreci ile ilgilenen pek çok kuramcı, kişinin erişkin hayatında diğer insanlarla kuracağı ilişkilerin niteliğini ve insanlardan beklentilerini belirleyenin, bu kişinin yaşamın erken dönemlerinde annesiyle kurduğu bağlanma ilişkisi olduğunu kabul eder. Sonuç olarak; Bebeklikten yetişkinliğe yaşam boyu bağlanmanın etkileri göz önüne alındığında, koruyucu ruh sağlığı açısından, anne-bebek bağlanmasındaki kalitenin önemi bir kez daha ortaya çıkar. Bu nedenle mümkün olan en erken dönemden başlanarak anne bebek ilişkisine önem verilmesi, uygun desteğin sağlanması ve gerektiği yerde müdahale edilmesi güvenli bağlanmanın gelişmesi için gerekmektedir.
ÖZGÜL ÖĞRENME BOZUKLUĞU( ÖĞRENME GÜÇLÜKLERİ)
Öğrenme güçlüğü, çocuk ve gencin okul başarısını ,ruh sağlığını ve aile içi ilişkileri olumsuz yönde etkileyen bir sorundur. Genellikle okul döneminde tanınırlar. Okul öncesi dönemde kavramları algılama ve konuşma gecikmesi problemi yaşayabilirler. Bu tür çocukların zeka düzeyi normal ya da normalin üzerindedir. Görsel ayrımlaştırma yetenekleri zayıftır ( b, p, d karıştırırlar, ters yazarlar) Görsel figür-zemin ayırt etmede güçlük yaşarlar. Harf atlama, satır atlama görülür. Yön bulmakta zorlanırlar. Zeka kapasiteleri ile uyumsuz okul başarısızlığı yaşarlar. Disleksi( okuma güçlüğü), Diskalkuli( matematik öğrenmede güçlük) ve disgrafi( yazma güçlüğü) alt tipleri mevcuttur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile çok sık birliktelik gösterir. Tanının konması, ayırıcı tanıların yapılması çocuğun uygun yönlendirilmesinde oldukça önemlidir. Tedavisinde aile ve çocuğun psikoeğitimi ve varsa eşlik eden dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tedavisi oldukça önemlidir.
İhtisası
Doktorun uzmanlığıyla alakalı prosedürler
Doktorun uzmanlığıyla ilgili hastalıklar
Aldığı Eğitimler
Çözüm Odaklı Kısa Terapi, Aile Danışmanları Derneği, 2014
Aile Danışmanlığı Eğitimi, Aile Danışmanları Derneği, 2011
Ergenlere Psikanalitik Yönelimli Yaklaşım, Doç. Dr . Celal Odağ Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakü, 2008
Üye Olduğu Dernek ve Kuruluşlar
TÜRKİYE PSİKİYATRİ DERNEĞİ ÜYESİ
AİLE DANIŞMANLARI DERNEĞİ ÜYESİ
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ ANTALYA TABİP ODASI ÜYESİ
Yabancı Dilleri
İngilizce
Hastaların Sormuş Olduğu Sorular
Doktora sorulmuş toplam 3 soru bulunmaktadır.
  • Soru tarihi : 27 Mart 2014 Perşembe
    MRB HOCAM BENİM 25.03.2011 DOGUMLU KIZIMIN ŞİŞ KAÇIRMA PROBLEMİ VAR 1 YIL ÖNCE ŞİŞİ ÖGRENDİK BAŞTADA SORUN OLMUŞTU GECELERİ BEZ BAĞLAMAK ZORUNDA KALIYORUM BAZEN ÇOK İYİ OLUYOR UZUN SÜRE TUTAMIYOR ŞİŞİNİ TAHLİL YAPTIRDIK BİŞEY ÇIKMADI BAZEN GÖZÜMÜZÜN İÇİNE BAKA BAKA ALTINA KAÇIRIYOR ÇOCUK DOKTORLARI DAHA KÜÇÜK DİYOLAR NEZAMANA KADAR BÖYLE OLCAK BİDE COK SİNİRLİ ÇALIŞAN Bİ ANNEYİM BABANNE BAKIYOR KIZIMA NAPMALIYIZ NASIL YOL İZLEMELİYİZ BU KONUDA YARDIMCI OLURSANIZ ÇOK SEVİNİRİM MUĞLA ORTACADA İKAMET EDİYORUM TEŞEKKÜRLER.
  • Soru tarihi : 20 Mart 2014 Perşembe
    14 yaşında oğlum var eşimden 6 ay önce ayrıldım hafta sonları babasında kalıyor oğlum ve babasının cebinden para almış...kontrolsüz öfkesi var asla eleştirilmeye ve konuşmaya yaklaşmıyor ...dktra gidelim dediğim zaman çıldırdı resmen... nasıl yaşlaşmam gerektiğini ve ikna etmem gerektiğini bilemiyorum....lütfen bana bu konuda bilgi verirmisiniz ve ikna edince oğlumu getirmeyi düşünüyorum tşk ederim...
  • Soru tarihi : 20 Mart 2014 Perşembe
    Denizliden ; 8 yaşında kızım var obsesif kompulsif teşhisi kondu lustral ilaç kullanıyoruz ama benim içime sinmiyor Dr hanım sizin adınızı çok iyi referanslar san duydum size danışmak istiyorum
Doktora sorulmuş toplam 3 soru bulunmaktadır.

Aldığı Eğitimler

  • Antalya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi, UZMANLIK EĞİTİMİ,
  • İstanbul Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, TIP EĞİTİMİ, 1998
  • İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, TIP EĞİTİMİ, 2001
  • Doç. Dr . Celal Odağ Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakü, Ergenlere Psikanalitik Yönelimli Yaklaşım, 2008
  • Aile Danışmanları Derneği, Aile Danışmanlığı Eğitimi, 2011
  • Aile Danışmanları Derneği, Çözüm Odaklı Kısa Terapi, 2014

Uzmanlaştığı Tedavi Alanları

  • Öğrenme Güçlükleri
  • Kaka Kaçırma
  • İdrar Kaçırma
  • Dikkat Eksikliği
  • Otizm
  • Anksiyete Bozukluğu
  • Hiperaktivite
  • Aile Çiz Testi
  • Çocuk Kaygı Ölçekleri
  • Çocuk Depresyon Ölçekleri
  • Ankara Gelişim Tarama Envanteri
  • Louisa Düss Psikanalitik Öykü Testi
  • Louisa Duss
Doktorun Profilini Ziyaret
Eden Kişi Sayısı
6323
Doktoru Favori Listesine
Alan Kişi Sayısı
3
Doktor Turan Akdağ’ı Arkadaşına Öner
Yükleniyor...

* : yıldız değerlendirme tamamen Eniyihekim.com kullanıcılarının subjektif memnuniyet seviyelerinin bir göstergesidir. Hekimin tıbbi açıdan başarısının veya yetkinliğinin bir göstergesi olamaz. Bu sayfayı okuyarak kabul ettiğiniz kullanıcı sözleşmesine ulaşmak için tıklayın.
Geçtiğimiz ay,
2 milyon
hastanın doktor tercihi
yapmasına destek olduk!
Uzm.Dr. Senem Turan Akdağ
Uzm.Dr. Senem Turan Akdağ
Çocuk Psikiyatrisi
Senem Turan Akdağ MUAYENEHANESİ
Bu kurum özel bir sağlık kurumudur ve devlet sigortası kapsamında değildir!
Bu formu kullanarak alacağınız randevu sonrasında tedavi memnuniyetiniz Eniyihekim.com tarafından takip edilecektir!
Uzm.Dr. Senem Turan Akdağ
Uzm.Dr. Senem Turan Akdağ
Çocuk Psikiyatrisi
Senem Turan Akdağ MUAYENEHANESİ
Senem Turan Akdağ

Bu doktordan randevu alabilirsiniz!

Eniyihekim.com vasıtasıyla alacağınız randevu sonrasında tedavi memnuniyetiniz Eniyihekim.com tarafından takip edilecektir!
Randevu Hattı : 444 34 39
Randevu Al

Bu doktora soru sorabilirsiniz!

KAPAT